Bundan belki de on yıl öncesinde her birimizin gündemi takip etme yöntemi çeşit çeşit ekler veren gazetelerdi. Keyif kahvaltılarından önce veya sonra okunmaları tamamen bize ve pazar günlerinin güzelliğine bağlıydı. Benim babam işten gelirken alırdı ve ekmek poşetinin içine sıkıştırılmış olurdu. Her gün. Yani her gün nasıl ekmek alıp yiyorsak aynı şekilde gazete de alıyorduk. İkisinin öneminin hayati olmasından ötürü aynı poşette gelirdi evimize de. Sıra sıra okurduk. Televizyon programları ve sevdiğimiz dizilerin takibini de gazetelerden sağlayabiliyorduk. Saat kaçta ne başlıyor? Hürriyet film kuşağının bu hafta perşembe gecesi için sürprizi neydi? Yemek tarifleri güzelce kırpılır, tarif defterine özenle yapıştırılırdı. Güzin abla ve hiçbir zaman onun gibi olamayan varyasyonları ile gazeteler hayatımızın en önemli iletişim araçlarından biriydi. Ya derdimizi yazıp gönderip Güzin abladan cevap bekliyorduk! Gündemi evimize açıyorlardı. Evet o “gün”ü evimize açtıktan sonra da evde çeşitli amaçlar için kullanılıyorlardı -saksı altları, paketleme, kızartma yağlarından kurtuluş- ama çoğunun sonu çöp kutularıydı. Aslında hala öyle. Büyük çoğunluk internetin evlere balıklama atlaması ardından, sürece yayarak vazgeçtik. Mahalle marketlerine gitmekten de vazgeçtik çoğumuz farkında mısınız?

İnternetin hayatımıza girişinden sonra şüphesiz hayat hızımız birkaç katına çıktı. Önceden de oluyordu aslında bütün bu olanlar fakat birbirimizden haberdar olma durumu saniyelere indiğinden yetişmemiz gereken yerler ve saatler arttı doğal olarak. Koşturmamız, yetişmemiz ve olanı olduğu saniyede olabildiğince doğru ve eksiksiz bir şekilde bilmemiz gerekiyor artık. Bu durum belki de değil kesinlikle en önemli sebebi oluyor doğal sınırlara ulaşma durumunun. Gazetenin basılmasını bekleyemeyiz!

Bu ihtiyaca verilen büyük bir cevap var aslında neredeyse her birimizin kullandığı, hatta şuan sizlere sesleniyor olabilmek de onun sayesinde: İnternet gazeteciliği. Ekranlardan bütün kullanıcılara ulaşan internet gazeteciliği de basılı medyanın güncel durumundan dolayı alanını epey genişletmiş durumda. İnternetin sağladığı görece esnek ve hızlı ortam habere ve gündeme ulaşma esnasında okuyuculara da birçok seçenek sunuyor. Birçok kelimesini aslında tırnak içinde yazmak istiyorum, “birçok” platform bahse konu hız meselesinde yarışırken karmakarışık ve belirsiz bir ortam da sunabiliyor. Kesinliği belli olmayan, eksik ve yarım bilgilerle de aynı zamanda mücadele etme savaşı içine giriyoruz.

Tam bu noktada  sifiratik.co ekibi olarak keyifle takip ettiğimiz ve bizi güncel tutan bir platformla sizi tanıştırmak istiyoruz: Aposto! (apostonews.com) hafta içi her sabah 07:30’da üyelerinin e-posta kutularına 5 dakikada tüm gündeme hakim olmayı sağlayan bir bülten bırakıyor. “A posto” İtalyanca her şeyin “yerli yerinde” olması anlamına geliyor. Tüm gündemin içinde hem yaşama yönelik enerjik bir selamlamayı hem de günlük karmaşık bilgi akışını anlamlı, okunabilir şekilde derleme arzusunu imliyor bu kelime. Haber denizinde kaybolmamamızı hikayeyi farklı perspektifleri bir arada göstererek yalın bir şekilde sunuyor aslında bize. Gürültüden uzaklaşabiliyorsunuz Aposto sayesinde. Sabah rutini için bizce gayet elverişli İş dünyası, teknoloji, ekonomi, piyasalar, kültür ve sanat gibi sekmelerin altında işinize yarayacak nokta atışı yapan yalın bilgiye ulaşıyorsunuz. Keyifli podcastleri ile yolculuklarınızı keyiflendirebilir, her sabah seçip gönderdikleri çalma listeleri ile de yeni tatlar keşfedebilirsiniz.

Mücadelesini verdiğimiz kağıt israfının önlenmesi ve enerji tasarrufunu sağlamak için de Aposto anlamlı bir yere sahip.

Basit, yalın, kullanışlı: her şey yerli yerinde!