Dünyanın büyüyen nüfusunu beslemek karmaşık bir meydan okuma. Ne yazık ki ürettiğimiz gıda atığı miktarıyla da bu konuda hiç yardımcı olmuyoruz.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne göre, sanayileşmiş ülkelerde her yıl yaklaşık 222 milyon ton gıda yenilmeden bırakılıyor. Bu da neredeyse Sahraaltı Afrika’nın ürettiği gıdaya tekabül ediyor.

Bunula da bitmiyor. Yalnızca Avrupa her yıl 89 milyon ton ağırlığında gıda atığı çıkarıyor. Kaydadeğer bir adım atılmadıkça bu sayının önümüzdeki birkaç yıl içinde yükselebileceği tahmin ediliyor.

gıda atığı

Yeni kurulan ReFED (rethinking food waste through economics and data) organizasyonuna göre, ABD yılda hiç yenilmeyen gıdaların yetiştirilmesi, işlenmesi, taşınması ve bertaraf edilmesi için 218 milyar dolar harcıyor.

Ne Yapılabilir?

Sürdürülebilir Kalkınma Hedefini göz önünde bulundurarak “perakende ve tüketici seviyelerinde kişi başına düşen küresel gıda atığı miktarını yarıya indirmek ve gıda ve tedarik zincirleri boyunca gıda kayıplarını azaltmak” konularında neler yapılabilir?

ReFED, israfı önlemek için her biri “EPA’nın Gıda Geri Kazanım Hiyerarşisi” tarafından tanımlanan geri kazanım, geri dönüşüm ve önleme tanımlarına uyan bir yol haritası oluşturdu. Yol haritası 27 farklı yaklaşımı kapsıyor.

Geri kazanım, gıdanın yeniden dağıtımını; geri dönüşüm, enerji ve tarım için gıdanın yeniden kullanımını ifade ediyor.  Ancak 12 diğer fikir, atıkların oluşmasını engellemeye odaklanıyor. Benjamin Franklin’in bir zamanlar dediği gibi: “An ounce of prevention is worth a pound of cure.” (az tedbir çok tedaviden iyidir).

Tüm önleme odaklı fikirlerden, ReFED’in ekonomik analizine göre en büyük etkiye sahip olabilecek olanı tüketici eğitimi. Bu sonuç, AB’nin gıda atığı miktarının büyük çoğunluğunun bireysel hane halklarında meydana geldiğini gösteren çalışmaları ile örtüşüyor.

Ancak, hep birlikte ele alınacak diğer önleme yaklaşımları daha da büyük bir etki yaratacaktır. Bu fikirler arasında standart veri etiketleme, dinamik son kullanma tarihleri, bozulmayı önleyecek ambalajlama, katma değerli işleme ve daha iyi envanter yönetimi gibi değişiklikler yer alıyor.

Dijital Dünya İçin Duyular

gıda atığı

ABD merkezli bir şirket şu anda gıda endüstrisinde kimyasal sensörleri kullanma konseptini kanıtlamak üzere çalışmalar yürütüyor. C2Sense, etilen ve biyojenik aminler dahil olmak üzere belirli gazları algılayabilen sensörler üretmek için özel bir nanoteknoloji kullanıyor.

Sensörler, gıda tazeliği, zehirli gazlar, hammadde kimyasalları ve hava kalitesi hakkında gerçek dünyadaki kimyasal bilgileri sunuyor. Elektronik ağlara sorunsuz bir şekilde entegre edilebilirlerken “dijital dünya için bir koku duyusu” da sağlamış oluyorlar.

Kaynakça:

How a digitized ‘nose’ can help fight food waste

Benzer Yazılarımız İçin:

  1. Sıfır Atık Nedir?
  2. Bu Süpermarket Gıda Atıklarından Yapılan Sabun, Bira ve Çorba Satıyor