‘Sürdürülebilirlik’… Eminim son zamanlarda çoğumuz bu kelimeye sıklıkla rastlamıştır. Hatta herhangi bir H&M mağazasına girdiyseniz ‘sürdürülebilir moda’ yazılarını kasa arkasına astıkları afişlerde görmüş olabilirsiniz. İşte bu yazıda sürdürülebilir moda anlayışını hayatımızda etkili bir şekilde uygulayabilmek için neler yapabileceğimize, gardırobumuzu nasıl sürdürülebilir bir hale getirebileceğimize değineceğiz. Fakat öncelikle, bu ‘sürdürülebilirlik’ ne ola ki?

Doğrudan kelime anlamını ele alırsak aslında kafamızda oldukça net bir fikir oluşacaktır. Sürdürülebilirlik, “daimi olabilme yeteneğini korumak”[1] şeklinde açıklanıyor. Yani, tüketip bitirmek yerine bir döngü oluşturmak gibi düşünebiliriz. Örneğin kağıt veya plastiğin geri dönüştürülmesi tekrar tekrar kullanılmaları anlamına gelir ve böylece bir kere kullanıldıktan sonra yok olmaya terk edilmek yerine tekrar tekrar tüketim döngüsüne girerler. Sürdürülebilir modanın da bundan bir farkı yok. Tüketmek yerine sürdürmek, bu kadar basit! Kafalarda bir fikir oluştuysa şimdi birkaç ipucu ile bu fikri dallandırıp budaklandıralım. Ne yapalım da bizim dolabımız da sürdürülebilir olsun?

1.“Ben bunu her yere giyerim!” testi

Sürdürülebilir moda fikrini hayata geçirmenin en kolay yollarından biri aslında giymeyeceğimiz kıyafeti satın almamak. Bazen bi parça çok hoşumuza gidiyor ve yalnızca bir veya iki kere giyecek olmamıza, günlük yaşantımıza uygun olmamasına rağmen satın alıyoruz. Tabii ki özel durumlar, özel günler için böyle istisnalar yapılabilir, ancak bundan sonra bir kıyafet satın alırken “Ben bunu en az 30 kere giyer miyim?” sorusunu kendimize bir sormayı denesek, bence uzun vadede bir fark yaratabiliriz. Aslında bu kıyafete yatırım yapmak gibi bir şey.

2. İkinci el moda

Bir önceki maddede özel günler için, veya çok beğendiğimiz için, yalnızca bir-iki kere giymelik bazı giysiler alabildiğimize değinmiştik. İşte ikinci el bunun için var! Eğer dolabınızda iyi durumda olan, az giyilmiş ve muhtemelen gün geçtikçe daha da az giyilecek parçalar varsa bunları satmanın tam zamanı olabilir. Bu sayede hem sürdürülebilir bir dünya yaratmaya katkı sağlamış, hem de kullanmadığınız ürünleri değerlendirerek bütçenizi sevindirecek bir iş yapmış olursunuz. Ayrıca artık bunu yapmak çok kolaylaştı. ‘Dolap’, ‘Modacruz’ gibi uygulamalar sayesinde evden dışarı bir adım bile atmadan, kullanmadığınız giysilerin fotoğrafını sisteme yükleyip, bilgileri girip bir de fiyat biçerek şipşak ikinci el satışa çıkarabilirsiniz. Üstelik uygulamanın size verdiği kargo kodu sayesinde sattığınız ürünü göndermek de inanılmaz basit. Denemeye değer bence.

3. Tekstilde geri dönüşüm

Yazının en başında H&M markasının sürdürülebilir modaya katkı sağlama girişimleri olduğundan bahsetmiştim. Marka, tüm mağazalarına yerleştirdiği giysi toplama kutuları sayesinde müşterilerini eskiyen veya giymekten sıkıldıkları giysileri geri dönüştürmeye teşvik ediyor. Toplanan kıyafetleri ne yaptıklarını sordum ve cevap beni tatmin etti. Öncelikle oraya bırakılan giysinin kullanılabilir olup olmadığına bakıyor ve iyi durumda olanlarla eskimiş/hasarlı olanları iki ayrı gruba ayırıyorlarmış. İyi durumdaki kıyafetleri temizleyip, paketleyip zor durumda olan bireylere ulaştırılmalarını sağlıyorlarmış. Giyilmeyecek halde olanları ise geri dönüştürerek yeni üretilecek giysiler için hammadde oluşturuyorlarmış. Dahası var, bundan siz de faydalı  çıkıyorsunuz. H&M, getirdiğiniz giysi dolu her iki poşet için size 50 lira üstü kullanımlarda geçerli %10 indirim çeki veriyor. Bundan iyisi Şam’da kayısı!

Gardırobumuzu sürdürlebilir hale getirebilmek için daha bir sürü ipucu verilebilir. Fakat bir yerden başlamak ve alışarak ilerlemek belki daha kalıcı bir değişim sağlayabilir.Yukarıdaki ipuçları sürdürülebilir bir yaşama adım atarken sizi çok da zorlamayacak, alışmanıza yardımcı olacak kadar kolay bence. Sürdürülebilirlik yalnızca kıyafetten ibaret değil tabii ki. Kıyafetlerimizi geri dönüştürürken hunharca atık üretmeye devam edersek bu çok da mantıklı olmayabilir. Bu yüzden ufak ufak ‘sıfır atık’ fikrine alışmaya, hayatımızın her alanında bunu uygulamaya başlamak gerekiyor. Ufak ufak araştırmaya, minik minik uygulamaya başlayabiliriz. Dünya bize binlerce mucize sunarken bizim onu yok etmeye hakkımız olmadığını sürekli kendimize hatırlatmak bu süreçte atılan en büyük adım olabilir belki.


[1] Vikipedi