Selamlar,
Bu kez size hayatımda benim için en önemli olan insanlardan biri ve Sıfır Atık hikayemin kesişimini anlatacağım. Canım ananem. Nefise.

Annesi ve babası çalışan bir çocuğun hayatındaki en büyük şansı mükemmel bir ananeye sahip olmaktır şüphesiz. Ablam Gökçe ve beni büyüten güçlü ananemin o yüzden üzerimdeki emeği de yadsınamaz. Annemi o sıralar pek az görebildiğimden de ananeme ilk kez anne demişim hatta. Kalpler kırılmasın. O da annem sonuçta.

Peki Kızılcahamamlı bir anane nerden girdi bu sayfanın bir yazısına?

75 yaşındaki ananem muhtemelen hayatında hiç duymamıştır sıfır atık ve minimalizm kelimelerini.

Bir anane hayat mottosu olarak “Çok şükür kimseye muhtaç olmadan yaşıyoruz.” Emekli maaşı ile geçinen ananem, aşırıya kaçmadan her şeyi hesabına kitabına uydurarak kendi çapında birikim yaptığını da sürekli belirtir. Minimalizm demek yerine muhtemelen “müsrüflük yapmıyorum” der boncuk gözlüm. Az alır, öz alır ama iyisini alır uzun süre kullanır eşyalarını. Birkaç tane fazla kıyafeti almamı da “çula çaputa boşuna para yatırmak” olarak nitelendirir. Azarlar aslında, giyecek kıyafetin mi yok diyerek. Cevap çok aşikar olmasına rağmen gülerim, gülerim ama bir süre o güldükten sonra geçme safhasını gerçekleştiremediğimi fark ettim. Dedem vefat ettikten sonra bütün ihtiyaçlarını kendi karşılayan ananem birikim yapabilirken ben tüketme odaklı yaşamımda fazla olan her şeye balıklama atlıyordum. Konservelerini kendi yapan, tarhanasını kumaş torbada saklayan, bütün evini arap sabunu ile temizleyen, akşam yemekten sonra yediği tatlı portakalını sobaya atıp odanın “mis” gibi kokmasını sağlayan ananem muhtemelen kendini minimalist veya sıfır atıkçı olarak tanımlamıyordu! Ona göre o aklı başında herkesin davrandığı gibi davranıp, elindekinden maksimum verim alıyordu. Kullanılmayan kumaşlar atılmazdı çünkü, ilerde eklenecek yeni parçalarla birleşip belki bir yatak örtüsü belki de Şevval’in oyuncaklarının yeni kıyafetleri olacaktı. Ananemin bu kısıtlı bütçedeki müthiş gücü başarısı, bana hep güç verdi. (Ananeler süper kahraman olabilir mi sizce de?)

Ananeme göre plastik diye bir terim yok aslında ona göre her şey “laylon.”  Belki bir hakaret gibi de algılayabilirsiniz. “Şampiyon” dediği şeyi sevmiyor, saçlarını zeytinyağlı sabunuyla yıkamayı tercih ediyor.

Şimdilerde bize bu çok yeni ve marjinal olarak tanıtılan sıfır atık ve minimalizm aslında hiç de yeni değil. Belki de her birimizin ananesi, dedesi, tanıdıkları ilk “sıfır atık” kahramanları.

İmkansız gibi görüp, dillendirip zorlaştırmaktansa, uygulamaları yapan insanlardan feyz almak sanki bi’ tık daha kolay?

Güzel ananemin de ömrü bol ola, sıfır atıkçı Nefise.

.
.

Sıfır Atık Günceleri’nin ilk yazısını okumak için buraya tıklayın.