Son 10 Yılın En İyi 10 İklim İnovasyonu

Eğer Dünya’nın ortalama sıcaklığını bu on yıl içerisinde Paris Antlaşması’nda hedeflenen 1,5⁰C altında tutmak istiyorsak, daha yapacak çok işimiz var. Bu hedefi gerçekleştirmek için karbon emisyonlarını ciddi şekilde azaltmalı ve küresel ısı artışını yavaşlatmalıyız.

Neyse ki birçok bilim insanı iklimsel krizle başa çıkabilecek yeni teknolojiler üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Geçtiğimiz on yılda ulaşım şeklimizi, yiyecek sistemlerini değiştiren, okyanusları temizleyen ve daha birçok alanda bu probleme çözüm olacak teknolojik gelişmeler yaşandı. Biz de 2010’ların en iyi 10 çevresel inovasyonunu anlattık!

  1. The Ocean Cleanup

2013’de kurulan The Ocean Cleanup, dünyanın her yerinde okyanuslardan plastik temizleme sistemlerini tasarlayan ve kuran, kar amacı gütmeyen bir organizasyon. 2018’in Eylül ayında başlayan System 001B adlı projeleri, 2019’un Ekim ayında sonlandı. Organizasyon, bu kısa yılın sonunda Büyük Pasifik Çöp Alanı’nı temizlemeyi başardığını açıkladı.

Aynı zamanda 2019’un sonbaharında Interceptor(Yol Kesici) projesini tanıtan organizasyon, nehirlerdeki atıkları temizleyerek bunların okyanuslara dökülmesinin önüne geçmeyi hedefliyor. Okyanuslardaki plastik atıklar büyük bir problem ve bununla mücadele eden The Ocean Cleanup, önümüzdeki yıllarda da dikkatimizi çekecek gibi görünüyor.

2. Apeel Yenilebilir Koruyucu Kaplama

2012 yılında Bill & Melinda Gates Vakfı’nın katkılarıyla kurulan Apeel Sciences, yiyeceklerin taze kalma süresini uzatmaya çalışırken yiyecek israfı ve gıda atığı sorunlarıyla savaşıyor. Şirket, yenilebilir bitkilerden oluşturduğu, herhangi bir zehirli madde içermeyen ve her türlü meyve ve sebzenin korunmasında kullanılabilecek bir kaplama üretiyor.

Apeel, oksijeni dışarıda ve nemi içeride tutarak yiyeceklerin bozulmasını yavaşlatıyor. Yiyecek markaları, çiftlikler, marketler gibi çok sayıda partneri bulunan Apeel, yiyeceklerin bozulmasını 2-3 kat yavaşlatabiliyor.

3. 3D Yazıcıdan Evler

Evsizlik problemiyle ilgilenen New Story, 2018 yılında, inşaat teknolojisi firması ICON ile partner olarak Austin, ABD’deki ilk 3D yazıcı kullanılarak yapılmış evi inşa etti. 2019 yılında ise, her biri yaklaşık 46 metrekare olan 50 evden oluşan dünyanın ilk 3D yazıcıyla yapılan toplu yaşam ortamını Tabasco, New Mexico’da bizlere tanıttı. Evler, barınacak alanı olmayan, imkansızlık içinde yaşayan ailelere bağışlanıyor.

ICON, şirketin Vulcan II adlı yazıcısını kullanarak evleri yazdırıyor. Evler uzun süre dayanma özelliği olan çimentodan yapılıyor, 3D yazdırma süreci ise klasik inşaat süreçlerinden çok daha az atık ortaya çıkarıyor. Şirketin CEO’su ise yeni mottolarının “Dayanıklılık, yeni sürdürülebilirlik” olduğunu söylüyor.

  1. Araç Paylaşma

Uber, Lyft, Juno ve Via gibi şirketlerin geliştirdiği araç paylaşma teknolojisi, sadece yabancıların birlikte taksi tutmasını sağlayarak fiyatları düşürmedi, aynı zamanda karbon emisyonunun düşmesine de ciddi etkisi oldu. Her ne kadar bu uygulamaları kullanarak tek başınıza araç tutabilseniz dahi, araç paylaşmanın çevre üzerine olumlu etkileriyle ilgili bir bilinç oluşturuyorlar.

Bazı araç-paylaşım uygulamaları son birkaç yıldır daha sürdürülebilir olmak için çeşitli çalışmalarda bulunuyor. Örneğin Lyft, 2018 yılında sürüşlerinin karbon emisyonlarını sıfırlamak adına her bir aracı için carbon offset’ler satın almaya başladı. Lyft aynı zamanda geçtiğimiz günlerde bazı lokasyonlarda GreenMode özelliğini kullanmaya başlayarak kullanıcının elektrikli ya da hibrid bir araç tarafından taşınma isteğini dikkate almaya başladı.

  1. Impossible Burger

Geçtiğimiz on yılda et, süt, yumurta ürünlerine vegan alternatif üretimi ciddi şekilde arttı. 2000’lerde hamburger isteğini bastırmak için en iyi alternatifler basit bir soya burger ya da vejetaryen burgerdi, hatta vegan peynir üretimi yapan tek firma 2008’de pazara giren Daiya’ydı. Ancak geçtiğimiz on yılda vegan ürünler pazarı inanılmaz bir hızla büyüdü. Bu büyümede yer alan şirketlerden en dikkat çekici olanı şüphesiz Impossible Burger.

Impossible Burger, ete “et” tadını verdiğini tespit ettikleri ve kanda bulunan, yüksek miktarda demir içeren Heme(alsı) molekülünü DNA’sı üzerinde değişiklikler yapılmış soya bitkilerinin köklerinden elde ediyor. Sonrasında elde edilen miktarı genetiği değiştirilmiş maya kullanarak çoğaltıyor. Bu sayede Impossible Burger’lar gerçek bir et tadına sahip oluyor, hatta kanıyor! Birçok insan bu burgerleri tercih ederek daha az hayvan tüketimine katkıda bulunuyor ve çevresel etkiler azalıyor.

  1. Elektronik Otoyollar

7 yıllık geliştirmenin sonucunda Almanya’nın e-Highway’i 2019’un Mayıs ayında 10 km’lik bir kısmıyla halka açıldı. Siemens ve Almanya Çevre Bakanlığı’nın ortaklığıyla gerçekleştirilen e-Highway, üzerinde bulunan güç hattı sayesinde elektrikli ya da hibrid kamyonları şarj edebiliyor. Önce kamyonların üzerine özel ekipmanlar takılması gerekiyor, sonrasında otoyola çıktıkları zaman bu ekipmanlar otomatik olarak güç hattına bağlanıyor ve araç ilerledikçe şarj olmasını sağlıyor.

Bu otoyol, türünün ilk örneği olarak çığır açan Stockholm’deki elektrikli yolun izinden gidiyor. The Guardian’daki makaleye göre, yaklaşık 2 km olan bu yol, elektrikli bir ray sayesinde hem binek araçları hem kamyonları şarj edebiliyor.

  1. IBM VolCat

2019 yılında teknoloji devi IBM, geri dönüşümü zor olan maddelerin geri dönüşümünü basınç reaktörü içinde gerçekleştiren VolCat adında bir süreç tanıttı. Fast Company’deki açıklamaya göre VolCat; kumaş, halı, oyuncak ve sert plastik gibi maddeleri dahi ayrıştırabiliyor.

En ilginç özelliği ise, VolCat’in pamuk-polyester birleşimi olan kumaşları pamuk toplarına ve tamamen polyesterden oluşan tozlara ayırabilmesi. Aynı zamanda normalde gerekli olan yıkama aşaması olmadan sert plastikleri de toza dönüştürebiliyor. Klasik geri dönüşüm süreçlerinde plastikler numaralarına göre ayrılıp sonrasında temizlenmeli ancak VolCat’te karışık bir şekilde sürece giren kirli maddeler de geri dönüştürülebiliyor.

8. Tesla

2003 yılında kurulan Tesla, ilk arabası olan Roadster’ı 2008 yılında piyasaya sürdü. Brittanica Ansiklopedisi’ne göre Roadster, lityum-iyon batarya sahibi olan ilk elektrikli araba. O günden bu yana Tesla, elektrikli araba pazarını ciddi boyutlarda büyütürken bir yandan da bunu “moda” haline getirdi.

Tesla’nın şirketin büyümesinde katkısı olan en önemli yeniliklerinden biri ise şirketin Supercharger adını verdiği şarj ünitesi. Otoyollar, park yerleri, benzin istasyonları gibi ABD’de 7000 lokasyonda bulunan şarj ünitelerinde Tesla sahipleri, diğer elektrikli araç sahiplerine göre arabalarını çok daha hızlı şarj edebiliyor. Bu şekilde elektrikli araç kullanımı kolaylaşıyor.

Tesla oldukça pahalı ve özellikli arabalar üretiyor, ancak elektrikli araba için talep çoğaldıkça daha alt ekonomik segmentlere de hitap edebileceklerini düşünebiliriz. Daha ulaşılabilir hale gelen elektrikli arabalar, çevre üzerine oldukça olumlu etki yapacaktır.

  1. Ooho Pods

Maratonlar her zaman arkalarında sonu gelmeyen bir çöp yığını bırakır. Bu yığının bir çoğu da tek sefer kullanılan plastik kaplar ve şişelerden oluşuyor. Buna bir çözüm olarak spor içeceği şirketi Lucozade Sport ve sürdürülebilir paketleme start up’ı Skipping Rocks Lab birleşerek Ooho pods’u üretti.

Ooho’lar; içlerinde sporcu içeceği ya da su bulunan, aralarında yosun da olan toprakta çözünebilir ve yenilebilir maddelerden oluşturulan küçük kaplar. Ürün geçtiğimiz sene Londra Maratonu’nda kullanıldığında manşetlere çıktı. Yarışmacılara eldiven giymiş gönüllüler tarafından verilen Ooho’lar, içlerindeki sıvı tüketildikten sonra geride herhangi bir atık bırakmadan yenilebiliyor ya da yere atılabiliyordu.

  1. Kapalı Mekanda Tarım

Alternatif tarım yöntemleri yüzyıllardır mevcut, ancak geçtiğimiz on yılda teknolojik gelişmeler sayesinde bu alan ciddi miktarda büyüme gösterdi. LED ışıklandırmalar, ısı kontrollü yük konteynerı çiftlikleri ve kapalı mekanda dikey tarım gibi gelişmeler üretim şeklimizi oldukça geliştirdi. Aynı zamanda tarımsal üretimi daha ulaşılabilir ve bu üretimin çevresel etkisini daha düşük kıldı.

Geleneksel tarım ile kıyasladığımızda kapalı mekan tarımında daha az alan ihtiyacı var, daha fazla ekin veriyor ve yerel işletmelere yıl boyunca üretim yapma fırsatı tanıyor. Bunun faydalarından bir tanesi de ürünlerin dünyanın her yerinden gelmemesi ve yerel üretim sayesinde karbon ayak izinin azalması.


Kaynak: Green Matters

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunları da Beğenebilirsiniz