Çocukken kırık da olsa bir oyuncağımla ne kadar severek oynadığımı bilirim. Eskiyen, artık giyilmez halde bir ayakkabımı zorla attırmıştı annem bana. Bundan 20 yıl önce bir şeyler daha az bulunur, kıymeti daha çok bilinirdi çünkü. Eminim bizim büyüklerimiz bunu daha da çok hissediyorlardır.

Ancak şimdi sahip olduğumuz şeylerin giderek daha da az kıymetini bilmeye başladığımız zamanlardayız. Bir şeylere erişimimiz ne kadar kolaysa, alım gücümüz ne kadar çoksa, o kadar değersizleşiyor eşyalar gözümüzde bence.

Hepimiz kırılan bir kupamızı, tabağımızı, vazomuzu kolayca çöpe atıp yenisini almaya alıştık. Çünkü kırılan bir şeyin değeri de parçalanıyor gözümüzde. Mükemmelliği ortadan kalkıyor. Hem yerine yenisini almak da kolay, belki ucuz. Oysa hiçbir şeyin yenisi eskisinin yerini tutmuyor. Bir eşya kırılıp çöpe gittiğinde anılar da onunla gidiyor.

Ancak dünyanın en eşsiz kültürlerinden birine sahip olan Japonlar bu duruma çok daha farklı şekilde yaklaşarak hem dünyadaki çok köklü sanatlardan birini yaratmışlar, hem de sürdürülebilirlik konusunda müthiş bir örnek oluşturmuşlar.

Japon Kintsugi “Altınla birleştirme” sanatının tarihi 15. yüzyıla dayanıyor. Bu sanat ve temel aldığı felsefe (wabi-sabi) ile Japonlar kırılan bir eşyanın aslında değersizleşmediğine, tam aksine daha büyük bir anlam ve derinlik kazandığına inanıyorlar ve kırılan eşyaları altın ile birleştirerek onu eskisinden de değerli ve çekici hale getiriyorlar. Çünkü onlara göre eşyalar da insanların hatıralarının bir parçası ve en az hatıralar kadar önemli. Nasıl bir insan bir zorluk yaşadığında, kalbi kırıldığında veya acı çektiğinde bir ders alıp bu konuda değerli bir hatıraya sahip oluyorsa, eşyalar da kırıldığında eskisinde daha önemli oluyor ve bu değerli kırıklar altın gibi değerli bir madenle birleştirilerek güzellikleri ortaya çıkartılıyor. Yerine yenisinin konulmasındansa bütün kusurlarının güzelliğiyle hala evlerinde o eşyayı sergilemeyi tercih ediyorlar. Çünkü nasıl bir insan yaşanmışlıklarından ayrı düşünülemeyecekse bir eşya da bu bütünlük inancını üstünde taşımalıdır. Yani hiç kimse ya da hiçbir şey mükemmel olmak zorunda değildir. Japonlara göre her şey varsa kusurlarıyla da bir bütündür ve ancak öyle tamamdır.

Kintsugi sanatı da kintsukuroi (altınla tamir etme) sanatı ile beraber bu felsefeyi yansıtmak üzerine ortaya çıkmış ve yıllardır işinin ehli ve bu felsefenin takipçisi ustalar tarafından icra edilmektedir. Bu sanat sayesinde Japonlar ellerindekinin değerini de artırarak eşsiz eşyalar elde edebilmiş ve aslında önemli olanın yeni ve kusursuz olana sahip olmak ve tüketime katkı sağlamak değil, eskinin kıymetini bilip kusurlara değer katıp yeni bir şeyler üretmek olduğunu bütün dünyaya gösterebilmişlerdir.


Kaynak:
8 lessons we can learn from japanese art of kintsugi
Kintsugi Sanatı Nedir?