Dünyada bulunulabilecek en stresli zamanlardan birinde yaşıyoruz bence. Koşuşturmalar arasında sürüklenirken, büyük bir kargaşa arasında bize tüm gerçekliğiyle yaklaşan bir sonu seyirci olarak izlemekteyiz. Geri dönülemeyecek bir noktaya hızla yaklaşırken, kolları sıvamanın aciliyeti de yeni yeni anlaşılıyor. İklim grevlerinin son zamanda kazandığı ivmeye rağmen resmi girişimlerin hala tam olarak gerçekleşmemesi, bu noktaya bizi daha da hızlı bir şekilde sürüklüyor. Gezegeni zaman dolmadan kurtarıp kurtaramayacağımıza dair çeşitli teoriler var, hangisine inandığımdan emin değilim ama fırsatım olsaydı, geleceği görmek isterdim. 2053’te dünya nasıl görünecek? Yıkıntılar altında bir harabe mi olacak, yoksa iklim değişikliğine bir son vermeyi başarabilecek miyiz? Bu merakın yalnız bana ait olmadığını biliyordum, öyle olacak ki, İsveç’te açılan bir sergide “2053 yılında iklim değişikliği olmasaydı, bugün nasıl hatırlanırdı?” sorusundan yola çıkılarak, plastik jenerasyonun kalıntıları sergileniyor. 

2053’e hoş geldiniz! İşte plastik çağından kalan Karbon Harabeleri.

Sergi vitrinlerinin arkasında her gün kullandığımız birçok obje yer alıyor. Tanıtım broşürleri, naylon poşetler, kredi kartları, Lego parçaları ve cam fanusun içinde bir hamburger, unutulmaya terk edildikleri bir gelecekte garip bir yabancılığa bürünüyor.

Ancak ana fikir yalnızca günümüzün (yani, geçmişin..) karbona-aç insanlarını eleştirmek değil, o zamanın materyal ve düşünce şekillerinin nasıl değiştiği ve yepyeni bir yöne evrildiğine dair gerçekçi bir bakış sunmak.

Fosil-özgürlüğüne ulaşmanın yolunun fedakarlıklardan geçtiğini söylüyor proje koordinatörü Johannes Stripple. Karbon Harabeleri bu fedakarlıklar doğrultusunda geride bırakılacaklardan çekinmiyor.

 Cam bir fanusun altında sergilenen en sonuncu fast-food hamburgeri, tamamıyla bitki bazlı protein ve in-vitro etlere geçiş yapmadan önce 2038 yılında tüketilmiş. “Merak etmeyin, insanlar hala iki ekmek arasına protein dilimleri koyuyorlar!” yazıyor enstelasyonun açıklamasında. 

Tabi, bu bağlamda, Karbon Harabeleri oldukça optimistik, kuşkusuz ki. Umarım gerçekten de böyle sonuçlanır.

“Gelecekte bulunup çoktan gerçekleşmiş bir değişime şahit olmak farklı bir his uyandırıyor. Çoğunlukla insanlar daha rahat bağ kuruyor ve savunmaya geçmiyor. Tüm çalışmalarım bu yönde oldu – insanların psikolojik bariyerlerini aşmak ve değişimi gerçekten hızlandıracak bir başlangıca sebep olmak.” diyor sergideki sanatçılardan bir tanesi.

Karbon Harabeleri geçmişteki objelerin yanı sıra yeni teknolojiler ve kötüye kullanılmış fosil yakıt bağımlılığımıza alternatif yeni yaşam şekilleri sergiliyor. Pahalı otoyolların yerini, yürüyüş ve bisiklet ile ulaşım sağlayan şehirler almış. Et ve süt ürünleri çok daha az tüketilirken, farklı protein alternatifleri ortaya çıkmış. 

Kısacası, iklim değişikliğine karşı yapılması gerekenleri gerçekten hayata geçirmişler ve yaşam gerçekten de güzel görünmüş. Benim gibi bu konuda oldukça endişelenen biri için hem rahatlatıcı hem de motive edici. Kısa bir sergi gezisi, fotoğraflar veya bu birkaç dakikalık okuma ile tecrübe etme fırsatı bulsak da, sıfır-karbon gelecek gerçekten de iyi gözüküyor. 

Umarım gerçekten de ileride gezeceğim bir sergide nesli tükenmiş canlı türleri değil, hayatımızdan tamamıyla çıkarmayı başardığımız karbon ürünleri olur.

Sergideki eserleri daha yakından incelemek için buraya tıklayarak web sitesine göz atabilirsiniz.

Kaynak:
In a future without climate change, how will we be remembered?