Uzun süredir sosyal medyada az atıklı, sürdürülebilir yaşamı anlatmak ve çevresine etki yaratmak üzere çalışan Nil Ormanlı Balpınar, kendi yolculuğunu bizlerle paylaştı.

Merhaba, ben Nil. Nil Kıyısı (@nilkiyisi) isimli Instagram hesabımdan az atıklı, plastiksiz ve sürdürülebilir yaşamla ilgili deneyimlerimi ve önerilerimi paylaşıyorum.

Her şey geçen sene temmuz ayında bir fileyle başladı aslında. Daha önce de dikkat ettiğim bazı noktalar vardı ama bu, öz farkındalığımın gelişmesi için çok önemli bir adım oldu diyebilirim. Sadece atığımı azaltmaktan ya da sıfırlamaktan daha geniş bir bakış açısı, bir yaşam tarzı arıyordum kendime. Konuyla ilgili araştırma yaparken Youtube’da “Sustainably Vegan” isimli bir kanalla karşılaştım. Sosyal medya aktivisti Immy Lucas’ın başlattığı “az etki hareketi”nin (low impact movement) ve kullandığı “az atık” (low-waste) kavramının benim aradığım şey olduğunu anladım.

Az Etki Hareketi nedir?

Immy Lucas şöyle tanımlıyor: “Bu akım sadece atığımızı, çevreye verdiğimiz zararı azaltmakla değil, bilinçli veya bilinçsiz tercihlerimizle başkalarına ve hayvanlara yaptığımız zulmü de azaltmakla ilgili; iktidarı elinde tutan ve farklı bir sosyal çevreden gelenlerin şevkini kırdığı insanların sesi olmakla, … hayvanlar, insanlar ve gezegenimiz için de aynı şekilde mücadele etmekle alakalı.”

Bu harekete yönelik benim yorumum ise şöyle: Az etki hareketi sürdürülebilirliği, hijyenik ve etik üretim tarzını, zehirsiz kişisel bakım ve temizliği, güvenilir küçük ve yerel üreticileri desteklemeyi, mevsiminde ve ekolojik meyve/sebze tüketmeyi, zulümsüz ve vegan ürünler kullanmayı önceleyen bir pratik.

Yani daha bütüncül, daha kolektif ve daha birleştirici bir yaşam tarzı.

Charles Eisenstein da öne sürdüğü gibi biz “yaşayan bir gezegende” hayatımızı sürdürüyoruz; ormanlar, hava, toprak, sulak alanlar, mercan resifleri, tüm diğer canlılar ve sistemlerle beraber. Bir tanesini bile diğerinden ayıramayız ve/veya önceleyemeyiz. Gezegenimize olan etkimizi azaltmak istiyorsak, tekil değil bir bütüncül bir yaklaşım benimseyerek tek kullanımlık plastikleri ve atığımızı azaltmanın yanı sıra karbon ayak izimizi, elektrik/su tüketimimizi de azaltmalı, hem hayvanları hem yaşayan diğer canlıları ve ekosistemleri düşünmemiz gerekir.

Peki bu yaşam tarzının pratiklerini ben nasıl gündelik hayatıma adapte ediyorum?

Öncelikle her şey bir gecede olmuyor, bunu özellikle belirtmek isterim. Benim de tabii ki eksik kaldığım, zorlandığım bir sürü alt başlık var. Ama bu bir “moda” değil, o yüzden de “tepeden inme” bir şekilde yapılınca hevesten öte gidemiyor ne yazık ki. Eğer değiştirmek istediğiniz, alışkanlıklarınız ve yaşam tarzınızsa, ilk olarak “öz farkındalık” geliştirmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Örneğin, evet plastikler doğa için zararlı; ama neden? Bunun cevabını öğrenip içselleştirmeli, ondan sonra hayat pratiğinize adapte etmelisiniz. İnsanlar size garip baksa da, “Lütfen pipet koymayın benimkine,” diye reddettiğinizde yanınızdakiler sizden biraz utansa da, “Ben poşet kullanmıyorum, teşekkürler,” diye belirttiğinizde satıcı bozulsa da bunları umursamayıp kendi doğrularınızla hareket etmelisiniz. “Bir pipetten bir şey olmaz” değil, “Birlikte olursak bir şeyleri değiştirebiliriz,” diye düşünmeli ve tabii ki de buna inanmalıyız.

Hayatıma dair biraz daha somut örnekler vermek gerekirse, yanımda her zaman bambu çatal-bıçak-kaşık setimi, çelik bardağımı, bambu pipetimi ve mataramı taşıyorum. Ayrıca file, bez çanta ve birkaç küçük kese de bulunduruyorum ki alışveriş yaparsam hazırlıksız yakalanmayayım. Market şampuanı, duş jeli, tüpte diş macunu, plastik diş fırçası, bulaşık ve banyo süngeri gibi ürünleri satın almayı bıraktım. Plastiksiz, zehirsiz ve sürdürülebilir alternatifi olan her şeyi hayatımdan çıkarıyorum. Zehirsiz temizlik ve cilt bakım ürünleri kullanıyorum, hatta bazı cilt bakım ürünlerini kendim yapıyorum ve bu konuda kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Vegan ve zulümsüz ürünler kullanmaya dikkat ediyorum. Et ve bazı diğer hayvansal ürünleri tüketmiyorum. Çok başarılı olmasam da evde bitki yetiştiriyorum. İki kere kompost yapmayı denedim ama beceremedim açıkçası (Şimdi solucan kompostu deneyeceğim). Yerel ve etik üreticileri, kadın girişimcileri destekliyorum. İleri dönüşüm yapıyorum. Elimden geldiği kadar organik ve mevsiminde beslenmeye dikkat ediyorum. Dernekleri takip ediyor, vaktim olduğu kadar gönüllü olarak katkıda bulunuyorum. Ekoloji ve iklim değişikliği ile ilgili okumalar yapıyor, etkinliklere ve eylemlere katılmaya özen gösteriyorum. En son Kazdağları’nda Su ve Vicdan Nöbeti’ne katıldım. Elimden geldiğince sokak hayvanlarına ve diğer canlılara yardımda bulunuyor, fidan dikimi için bağış yapıyorum. En önemlisi, doğayı ve yaşayan gezegenimizi çok seviyorum.

Bana konuk yazar olarak aralarında bulunma fırsatı verdikleri için tüm Sıfır Atık ekibine çok teşekkür ederim. Her şey paylaştıkça güzel.