Hiç süpermarkette satın alacağınız ürünün üstünde yazan biyoplastik, biyo-bazlı ve biyobozunur plastik ibarelerini görüp kafanızın karıştı mı? Biyoplastikleri biyo-bazlı ve biyobozunur plastikler olarak ikiye ayırmamız münkün. Bu terimler, çevremize olan sorumluluklarımız sebebiyle bilmemiz gereken, ancak ayırt edilmesi ve sınıflandırması oldukça zor plastik çeşitlerinin isimleridir. Peki, nedir bu biyoplastikler? Bildiğimiz plastikten nesi farklı?

Birçok insan tüm biyoplastiklerin bitkilerden yapıldığını ve çevrede tamamen parçalanabileceğini zannediyor ancak durum sanıldığı kadar basit değil. “Biyoplastik” terimi aslında iki ayrı tanımı kapsıyor: biyo-bazlı plastikler (kısmi olarak biyolojik maddeden yapılmış plastikler) ve biyolojik olarak parçalanabilir plastikler (öngörülen koşullar altında, tamamen mikroplarla parçalanabilen plastikler). Biyo bazlı plastiklerin tümü biyobozunur değildir ve biyobozunur plastiklerin tümü biyo-bazlı değildir. Ve biyolojik olarak parçalanabilen plastikler bile her ortamda biyolojik olarak parçalanamayabilir. Kafa karıştırıcı bir kelime oyunu gibi, değil mi? Kesinlikle öyle. Şimdi bu maddelerinden birkaç tanesini biraz daha yakından tanıyalım. 

PLA: Koşullu Olarak Kompostlanabilir Biyo-Bozunur

İlk olarak, PLA’yı (Polilaktik Asit) ele alalım. Bu biyoplastik türü, alışveriş torbaları, şeffaf kaplar, üç boyutlu baskı malzemeleri yapmak için kullanılabilir. Hammadde olarak mısır şekeri, patates ya da şeker kamışı gibi bitki maddelerinden elde edilebildiğinden, plastik kullanımında yakılan fosil yakıtlara talebi azaltabilir. PLA, tanımına göre, geri dönüştürülebilir, biyolojik olarak parçalanabilir ve kompostlanabilir. Ancak bu okyanusların veya başka herhangi bir doğal ortamın kolayca çözebileceği anlamına gelmez.

Biyodegradasyon için PLA, 58 ° C (136 ° F) üzerindeki sıcaklıklar altında endüstriyel kompostlama koşullarına ihtiyaç duyar. Özel endüstriyel kompostlama veya geri dönüşüm tesislerine uygun şekilde ulaştırılması ve yönetilmesi gerekir. Doğru koşullar altında, mikroplar materyali birkaç hafta içinde karbondioksit ve suya dönüştürebilir. Saf PLA, deniz suyunda biyolojik olarak asla parçalanmaz. Bununla birlikte eğer PLA başka bir çöpe ile temas etmesi halinde, PLA’nın çözünmesi çok daha uzun sürer.

PHA: Biyo-Bazlı Karmaşık Plastik

Deniz biyoloğu Christian Lott ve meslektaşları yaptıkları çalışmalarda birçok biyopolimer yapıya sahip plastik türünü, laboratuvar ortamında test ettikten sonra bu çalışmalarına dünyanın birçok köşesinde devam etmişler. Yapılan çalışmalar ışığında PHA (Poli Hidroksi Alkananoat) dikkatlerini çekmiş ve yapılan deneyler sonrasında ince bir PHA plastiğinin tropik bir ortamda bir ila iki ay arasında çözünebileceğini tespit etmişler. Bu çözünme Akdeniz’de ise 10 kat daha uzun sürebilir. Ancak Kuzey Kutbu yakınlarında, buzda veya 0 ila 4 dereceli derin denizlerde, etrafta herhangi bir besin maddesi bulunmadığından, bakterilerin bu maddelere sindirmesi imkansızdır.

Mikroplar tarafından üretilen PHA’lar şu anda Biyo-Bazlı Plastik pazarının küçük bir diliminde yer almaktadır. Ancak, talebin önümüzdeki birkaç yıl içinde güçlü bir şekilde artması bekleniyor.

2017 Yılında 2 Milyon Ton Biyoplastik Üretildi

Dünya’da 2017 yılında 348 milyon ton plastik üretildi ve bunlardan 2 milyon tonu biyoplastik. Üretilen 2 milyon ton biyoplastiğin ise 885 bin tonu biyo-bazlı plastik olarak üretilmiş durumda. Üretilen biyoplastik çeşitleri hakkında daha fazla bilgi için Geleceğin Plastikleri araştırmasını inceleyebilirsiniz. 

Farklı Kimyasallar, Farklı Sorunlar

Plastik ürünlerin insanlar ve çevre üzerindeki etkilerini göz önünde bulundururken, sadece plastiğin kendisine bakmak asla yeterli olmaz. Tek bir plastik ürün, canlı organizmalar üzerinde olumsuz etkileri olabilecek düzinelerce kimyasal içerebilir.

Bu durum biyoplastikler içinde geçerlidir.  Almanya’daki Department Aquatic Ecotoxicology at Goethe University in Frankfurt doktora öğrencisi olan Lisa Zimmerman’ın yaptığı çalışmalara göre, biyolojik olarak parçalanabilir veya biyo-bazlı plastik ürünler içerisinde bulunan kimyasal karışımların, biyolojik ışıma bakteri “Aliivibrio fischeri’nin” metabolik aktivitesini etkileyebileceğini iddia ediyor. Bazı ek deneylerde, bu kimyasal karışımların oksidatif strese neden olma veya canlı organizmalarda hormonal sistemi etkileme potansiyeline sahip olduğunu buldu. 

Zimmermann, “Araştırmamdan söyleyebileceğim kadarıyla, biyoplastiklerin içerdikleri kimyasal karışımların toksisitesi bakımından geleneksel plastiklerden kesin olarak daha güvenli olduğunu belirtemeyiz.” diyor. 

Biyoplastikler hala plastik

Hiç şüphe yok, biyoplastikler hala plastik. Sadece bazıları bitkilerden yapıldığı veya sınırlı koşullar altında biyolojik olarak parçalanma potansiyeline sahip oldukları için, güvenilir ve doğa dostu olarak söylenemezler. En iyi atık yönetim sistemlerinde bile, bir plastiğin daima kaçabileceğini varsaymak gerçekçidir.

Biyoplastikten yapılmış tek kullanımlık kaplar, çevre dostu bir alternatif olarak sık sık lanse edilir. Ancak Unutmamak gerekir her biyoplastik biyolojik olarak parçalanamaz ve çoğu biyolojik olarak parçalanabilen plastik yalnızca çok özel koşullar altında biyolojik olarak parçalanır.

Kaynak:
ARE BIOPLASTICS BETTER FOR THE ENVIRONMENT THAN CONVENTIONAL PLASTICS?